Hayat uzun bir yoldur ve o yolun hiçbir zaman çıkmaz sokağı
yoktur.
Bir şeyi çok mu istiyorsun o halde önüne çıkan taşlı,
topraklı yollarda yürümeyi öğreneceksin.
Çamursa bile toprak, geçebilmeyi başaracaksın o yoldan.
Bazen düşeceksin bazen dinlenmek isteyeceksin.
Bazen Sahra çölünde susuz kalmış misali susuyacaksın.
Zamanla yarışacak.
Yaptığın bir çok şeyin aslında daha yolun başı olduğunu
anlayacaksın.
Bazen kaybedeceksin yolunu ama geri dönüp tekrar yolun
başından başlamayı kayıp görmeyeceksin kendine.
Her zaman dünden bu güne ne kadar çok yol katettiğini, kendine
ne kadar çok şey kattığını düşüneceksin ve göreceksin ki hala yolun başındasın.
Çünkü hayat yolunun ölüm hariç bir sonu yoktur.
Şunu soracaksın kendine bu zamana kadar ne kattım hayatıma!
Öğrenmelisin ki kişileri değil sadece dününü geçmelisin.
Yol tek yürünür ve sen o yolda sadece kendini geçmelisin.
Herkesten her şeyden bir şeyler öğrenmelisin; kuşlardan,
çiçeklerden, ağaçtan, topraktan, çamurdan vs.. hatta insandan bile...
Fakat öğrendiklerinin sadece sen olduğunu görmelisin.
Zümrüd-ü Anka misali yandığını, kendinden yeniden doğman
gerektiğini bilmelisin.
Yolu sağlam yürümeli fakat ****yorulduğunda pes etmeyi
değil, dinlenmeyi seçmelisin!...****

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder