19 Ocak 2025 Pazar

Mutlu Bir İnsan


Mutlu bir insanı gülüşünden tanırsın,

Gözlerinde daima huzurun ışığı parlar.

Sözleri yumuşak, adımları sakindir.

Kendi ritminde akar hep zamanı.


Kendini hep sessizce büyütür,

Sevgisiyle çiçeklenir dünya.

Neşesi bir melodi gibi yayılır etrafa,

Ve her şey yerli yerinde kalır daima.


Mutlu bir insan, kendiyle barışıktır,

Her anını bir armağan gibi taşır.

Kalbi geniş, bakışları derindir,

Yaşamın özünü iyi bilir.


Sessizlikte bile anlam bulur,

Kendi dünyasında hep mutludur.

Huzur onun yoldaşıdır,

Ve yaşam onunla ahenk kazanır.


4 Şubat 2024 Pazar

BAFANIN ÇOCUKLARI

Okuyacağınız bu hikaye Bafa Gölü Kralının çocuklarının hikayesidir.


 Ege Bölgesi'nin en büyük gölü olan Bafa Gölü, Büyük Menderes Nehri deltasının güneydoğu kesiminde, Menteşe Dağlarının içine sokulmuş sığ bir tatlı su gölüdür. Bir tarafında maviliği bir tarafinda  dağlarindaki yeşillikleri ile cenneti andıran eşsiz bir yer orası.. İşte bu hikaye de tam olarak bu eşsiz yerde geçer.. 


Bafa Kralının kızı Selen'e güzelliği ve ihtişamı ile tüm Bafayı esir alan, güzelliğinin dillere destan olduğu sadece geceleri saçlarının ışıl ışıl parladığı ve Bafa halkının onun üstün güçleri olduğuna inandığı eşsiz bir prenses. Bu eşsiz prenses sadece geceleri Bafa kenarına iner ve her indiğinde Bafanin kenarında ki evlerinden halk maviliğin parladığına şahit olur evlerinin penceresinden Selenenin ışığının yansıdığına şahit olur ve hem ışıl ışıl parlayan Bafanın maviligini hem de Seleneyi  hayranlıkla izlerler. 


Selene kimse ile konuşmaz. Onun en güzel ezgisi ise sazliklardan yaptığı bir müzik aleti ile çaldığı LATMOS AĞİDİ dir. Geceleri Bafanın kenarına iner ve sadece o ağıdı söyler. 


Işılda henüz yaşıyorken

Gamı tasayı at bir kenara

Yaşam dediğin böyle kısayken ve her şey yenik düşerken zamana..



Geceleri gölün kenarına iner güzelliği ile ay ışığında parlar ve parıltısı tüm Bafayi aydınlatır. İnsanlar onun bu göz alıcı güzelliğini görmek ve sazliklardan yaptığı müzik aleti ile çaldığı şarkısını dinlemek için gölün kenarına iner kimisi evinden bakar ama her bakan böylesine güzelliğin neden sadece geceleri çıktığını ve gölün kenarinda sadece bu ezgiyi çaldığını hep merak eder durur. Böylesine yanık böylesine güzel bir ezgi acaba insanlığa ne anlatmak istiyor  kim bilir diye düşünüp dururlar.


Ve gel zaman git zaman tüm gerçek belirmeye başlar..


Bafada bulunan ve kralın yardımları ile bir çok düşünürün yetistirildigi Herakleitos okulunda çocuklara bu ezgiyi öğretmek ve LATMos un ezgisini sonsuza taşımak için kızı Seleneyi görevlendirir. Fakat sadece geceleri Bafa ya inen Selene için babasının bu emrini gerçekleştirmesi çok zordur. Bunun üzerine kral Herakleitos okuluna bir öğretmen alınması emrini verir. Lakin öncelikli olarak geceleri bu öğretmene kızı Selen'enin bu ağıdı ve bu müziği öğretmesini ister. Babasının bu emrini yerine getiren Selene bir gün Eros un aşk okundan etkeneceginin bilincinde değildir. Bu okula yakışıklıgi ve bilgisi ile o dönemin kızlarının ilgisini üzerinde toplayan Endmiyon gelir. Zekası ve öğretmenliği ile hem felsefenin hem de bilimin muhteşem bir öğreticisidir. Selene ona her gece LATMOS un eşsiz şarkısını öğretir. Gecenin karanlığında Bafa Gölü kenarında kendine hayran bırakan güzeller güzeli Selene her akşam Endmiyonla buluşur ve o ezgiyi kralın okulundaki çocuklarina öğretmesi için yardım eder. Fakat her gece Endmiyonun ona hayranlığı artar. Erosun oku geleceğe tasinan ve dillere destan olan bir aşka saplanmistir. 

Endmiyon gündüzleri okulda çocuklarla dersler yaparken bir an önce akşam olmasını ve Selene ile Bafa kenarında buluşacağı dakikaları saymaktadır. 

Günlerden bir gün Bafa çevresinde ağaçlar yanmaya başlar. Yöre halkı şaşkınlık ve korku içindedir. Onlara hayat veren ağaçlar giderek yok oluyordur. Okuldaki çocuklar panik haldedir Endmiyon ne yapacağını bilemez tedirginlikte ne olduğunu anlamaya çalışmaktadır. Selenenin ağıdı gibi sessiz bir çığlık ve agit vardır. Ağaçlar yanıyor ağaçlarda kendine yaşam bulmuş hayvanların kimileri kaçışıyor kimileri de kaçamadan can veriyordur. Kralın çocukları ne yapacağını bilemeden oradan oraya koşturuyor ve yangını söndürmek için Bafa gölünden sular taşımaya çalışıyorlar. Geceler boyu süren yangın Bafanin yanan ciğeri ile adeta Seikilosun agidini haykırıyordur. Kral yıllarca hizmet ettiği Bafanın yok olup gidişine dayanamayarak Bafanın en tepesinde bulunan sarayında ağıtlar yakarak ve  göğe bakıp dualar ederken taş olup gider. Babasının bu haline dayanamayan Selene agitlar yakarak göğe yükselir ve ay ışığında kaybolur. 


Endmiyon çocuklarını da alıp LATMOSA bir kayanın altına yerleşir uzun bir süre orada kalırlar. Biten yangının ardından gördükleri tablo yıkım  ve agittir. Kralın çocukları günlerce ağlar. Endmiyon Seleneyi günlerce arar ama bulamaz. Kimisi onun LATMOSTA bulunan bir ağaç içinde saklandığını soyler kimisi de göğe yükselerek gökten bizi izlediğini söyler. Endmiyon gündüzleri o ağacın etrafında çocukları ile el ele tutuşarak sarkilar söyler geceleri de Selenenin kendine öğrettiği gibi müzik aletini eline alıp Seikilosun şarkısını söyler.  


Günler geçerken bir gün " tak tuk " sesleri ile yattıkları kaya altından bir anda uyaniverirler. Endmiyon Selenenin geldiğini düşünüp sevinçle uyanır. Bir de ne görsün bir kaç maden işçisi ellerinde cekiclerle maden peşindedir. Latmos tehlike altındadır. Endmiyon uzun zamandır yaşadıklarına dayanamaz ve karşı çıkar. Endmiyon ve çocukları tehlike altındadır yaşadıkları o eşsiz cennet yok olup gidecektir. İkinci kere bu üzüntüye katlanamayan Endmiyonun aklına bir plan gelir. 

BÖLÜM 1 ı okudunuz. 

BÖLÜM 2 için lütfen takipte kalınız. ;) 

7 Ekim 2020 Çarşamba

BİR NESİL ÖYLECE KAYIP GİDİYOR

 Hastalığın etkilerinden bahset deseler en fazla genç nesil üzerindeki etkileri düşündürür beni .. Sahi neler yaşıyorlar ;

Her gün bilgisayar başında asosyal bir hayatları var.

Saatlerce gözlerini kaybedecek derecesinde sosyal ağlarda eğitim almaya çalışıyorlar.

Yorgunlar.

Akranları ile oyun oynamak ya da ortak noktalar üzerinde paylaşım yapmak hayatlarında yok.

Paylaşmayı unuttular.

Büyüklerin arasında yer almaktan erken olgunlaşma ( çocukluğunu yaşayamama ) yaşıyorlar.

Kuşak çatışması almış başını gidiyor.

Gelecekten kaygılılar.

Herhangi bir sosyal aktivite yok. 

Araştırmacı bir ruhtan sadece alıcı bir ruha geçtiler.

Yaratıcılıkları giderek ölüyor.

İmkanları doğrultusunda eğitim aldıklarından dolayı hayatları için kaygı düzeyleri yüksek .

Kendilerini bir yük gibi hissedenler var.

Ergen kuşakların psikolojik bunalımları giderek artıyor .

Aile içi anlaşmazlıkların artık birebir içindeler.

Öz disiplin ve sorumluluk duygusunu giderek kaybediyorlar .

Çevrelerinde üzüntülerini ya da sevinçlerini paylaşabilecekleri akranları yok.

Yalnızlık ve içine kapanıklık yaşıyorlar.

Mutsuzlar.

.

.

.

Yazacak ne çok şey var aslında .. Ne tarafından tutsak bilemedim. Giderek hissizleşen bir nesli mi yoksa yorgun bir nesli mi tanımlasak.. Sonunu bilmediğimiz bir yolculuk aslında bu .. Hiç bir şeyden keyif almayan tüm bunların yanında yorgun düşen bir nesil.. Giderek kaybediyoruz. Ailelere ve biz öğretmenlere çok iş düşüyor. Kazanmamız gereken çok çocuğumuz var . Kaybettiğimiz cevherleri geri kazanmalıyız . Yoksa geleceğin  Aziz Sancarları , Canan Dağdevirenlerini giderek kaybediyoruz , kaybedeceğiz...

Yazan : SZ


16 Eylül 2019 Pazartesi

HADİ ÖĞRETMENİM DOĞAYA CAN VER

Bozhöyük Ortaokulundan herkese merhaba
Bu bir meydan okumadır
Bozhöyük Ortaokulu Matematik öğretmeni olarak ben ve çocuklarım adına TEMA’ya 10 fidan bağışı yaparak Erzin Muzaffer Tuğsavulun okulunda görev yapan İlayda Tekeli öğretmenime meydan okuyorum.
Hadi öğretmenim sende TEMA’ya bağış yap doğaya can ver.
#TEMA
#Doğa #fidan #bağış #Hadiöğretmenimdoğayacanver
🌲🌴🌿🌲🌳🌱🌴🌲🌴🌿🌳🌲🌿🌱
Daha yeşil bir dünya için “ HADİ ÖĞRETMENİM DOĞAYA CAN VER “ olarak başlatmış olduğum paylaşımın mutluluğunu yaşıyorum.
#BozhöyükOrtaokulu
#BozhöyükKöyü
#Antakya



31 Ağustos 2019 Cumartesi

Paralarımızı Tanıyalım







Yeni eğitim- öğretim dönemimize hazırlanıyoruz ya siz ? 
2019-2020 Eğitim-Öğretim yılına günler kala... PARALARIMIZI TANIYALIM...
Yeni döneme hazırlanıyoruz.... ❤️
Hiç kendinize sordunuz mu ?
Mesela 200 tl nin üzerinde remi olan kişi kimdir ? Ya da kaçımız taşıdığımız paralarımızın renklerini biliyoruz ?
İşte tam olarak bu temel bilgi, bilinmesi gereken genel kültür karşısında yetersiz kalmamak için ; sınıfıma,  çocuklarım için getirttirdiğim magnetli paraların yanında böyle minik bilgiler hazırladım.. Bir insanın taşıdığı paraları tanıması ve bilmesi önemli tabiki..
Şimdi sınıfımızı süslemek için hazır...💪🏼
200 tl ————> Yunus Emre
100 tl ————->Itri
 50 tl ——-——> Fatma Aliye
20 tl ————> Mimar Kemaleddin
 10 tl —————> Cahit Arf
5 tl —————> Aydın Sayılı
1tl —————->Halka içinde bitki ve Rumi motifli
50 krş————> Boğaziçi köprüsü motifli
25 krş ————> Kufi yazı motifli
10 krş ————> Rumi motifli
 5 krş ————> Hayat Ağacı motifli
1 krş ————> Kardelen çiçeği motifli

#BozhöyükOrtaokulu
#BozhöyükKöyü
#Antakya

#MatematikleEğleniyorum #matematik #yenieğitimdönemi #eğitim #öğretim #matematikdersi #paralarımızıtanıyalım #öğretmen #öğrenci #ders #math #eğlencelimatematik
@ziyaselcukprofdr












3 Ağustos 2019 Cumartesi

ZEKA OYUNLARININ MATEMATİK ÖĞRETİMİNE ETKİSİ


   
  Geçmişten günümüze birçok uygarlıkların araştırma ve geliştirme yönünde üzerinde çalıştıkları ve günümüze kadar hala gelişimini tamamlayamamış sonsuz bir evrendir Matematik.  Evren diyoruz çünkü evrenin içinde ki sonsuzlukta sürekli ilerleyen bir bilimdir. Bu nedenle geniş evren yasalarına göre anlaşılması ve kavranması insanın hafızasına bağlı olarak değişen ve bu değişimin araçları olan    “ çok yönlü düşünme , sorgulama ve yaratma “ kavramlarının koordineli şekilde çalışması gereken bir olgudur.
     Bir çok insan çok yönlü düşünme kavramını yanlış nitelendirdiği için  çok yönlü düşünmenin            “ doğrudan ve ters etki “ kavramlarını ustaca yönetebilme kabiliyeti olduğunu idrak edemez. Onlara göre çok yönlü düşünme bir olgu ya da bir durum karşısında denenmiş bir çözüm yerine başka sonuçlara yönelmek denenmişin doğruluğunu kontrol etmek değil. Oysaki çok yönlü düşünme bu zamana kadar yanlış yapılanın üzerine düşünmeyi de gerektirir. Örneğin ; *Fermat’ın "a üzeri n artı b üzeri n eşittir c üzeri n " teoremini bir düşünelim : Bu teoremin son teorem olarak adlandırılmasının nedeni ispatı bulunabilen son teorem olmasıdır. İnsanlar yıllar içinde bu teorem üzerinde çalışıp başarısız oldukça matematikçilerin bu teoreme duydukları ilgi artmış ve teorem bir fenomen halini almıştır. Bazı matematikçiler yüzyıllar süren ispat arayışı sonucunda böyle bir ispatın hiçbir zaman var olmadığını, Fermat’ın bir söz oyunu olduğunu düşünürken bazıları da 17. yüzyıl matematiği ile bunun çok özel bir ispatının kesin var olduğunu savunmuştur. Fermat daha sonra başka yazılarında bu probleme dönüp n=4 için iddiasını kanıtlayan bir ispat vermiştir. Hatta onun bu ispatında ki fikirler kullanılarak dörde bölünebilen her n için Fermat’ın iddiasının doğru olduğu gösterilebilir. Fermat’ın yanıldığı durumlar da olmuştur. Örneğin eğer m=2n ise, 2m + 1 şeklinde yazılan her sayının asal olacağını iddia etmiş ve bunu n=0, 1, 2, 3 ve 4 için göstermiş ve diğer n’ler için de doğrudur deyip noktayı koymuştur Fermat. Ona duyulan saygıdan muhtemel ölümünden sonra yüz yıl kimse n=5 yazıp denemeyi aklından bile geçirmedi. Bunu ilk deneyen Euler oldu. Euler, Fermat’ın formülünde n=5 yazınca 4.294.967.297 sayısını buldu ve bunun asal olmadığını gördü.*

     Peki Euler’i Fermat’tan ayıran neydi ? Düşünülenin dışına çıkmak mı ? Yoksa düşünülene bir de farklı açıdan bakabilmek mi ? Bunları bir düşünün isterim…

      Bana göre Euler’ i Fermat’tan ayıran genele odaklanmamak ve yaratıcı zekası…

     Size Becerikli Yapılar ( Akıl ve Zeka Oyunu ) verilse ; İnsan ve insana ait olan bir ürün yapmanız istense kaçınız Kertenkele yapar ? Ya da Yağmur denilse kaçınızın aklına Şezlong gelir ? işte bunların tümü var olan bir şeyin üzerine geniş bir düşünce eylemine sahip olamamaktan kaynaklanır. O halde gelin şimdi çocuklarımızın gelişimi açısından ve Euler gibi bakabilmeyi nasıl öğretebileceğimizi konuşalım :

     Akıl ve Zeka Oyunları bir çocuğu geliştiren, tek yönlü düşünmeyi ve kör odaklanmayı ortadan kaldıran tek yapıdır. Eğer böyle olmasaydı son zamanlarda “ Satrançla ilgilenen çocukların sınav başarılarının “ daha yüksek olduğu bir haberle karşılaşamazdık. Peki neydi onları farklı kılan ?

   Tüm Akıl ve Zeka Oyunları çocukların öncelikle disiplin içinde olmalarını sağlar. Her branşta da olduğu gibi özellikle Matematikte disiplin çok çok önemlidir. Bunun yanı sıra karakter gelişiminde bir çok katkısı olan bu oyunlar , çocukların planlı hareket etme becerilerini geliştiren ve kötü alışkanlıklarının önüne geçen öğretilerdir. Hem eğlendiren hem öğreten bu oyunlar çocukların eksik yönlerini görmesine ve kendi öğrenmesinden sorumlu hale gelmesini destekleyen sistemli öğretilerdir.

     Zeka oyunu oynayan çocukların ezbercilikten çok işin mantığını anlamaya yönelmesi biz Matematikçiler için tartışmasız en iyi olanıdır. Çünkü Matematik ezberi değil olgunun mantığını anlamlandırmayı savunur.

   Çocukların yeteneklerini geliştiren bu oyunlar bir sonraki adımı düşünme ve olasılık hesaplama mantığını geliştiren işte tamda bu durumda Euler’i Fermat’tan ayıran en önemli durumu açıklıyor bize : “ Bir sonraki adımı düşünme. “

Gelin şimdi bazı Akıl ve Zeka Oyunlarının Matematik dersine olan etkilerine bakalım :

Reverse Oyunu : Reversi 8×8 karelik tek renkli bir tahtada iki oyuncuyla oynanan oyun. Oyunda karşılıklı rakiplerin taşları siyah ve beyazdır. Başlangıçta oyun tahtasının ortasındaki dört kareye sırasıyla beyaz ve siyah dört taş koyulur.
Oyuna taş rengini seçerek başlanır en çok taşı olan kazanır. Rakibin taşlarını düz ya da çapraz olarak kuşatmak ve araya alınan taşları yemek şeklinde ilerler.

    Matematiğe katkısal bakış :  Stratejik ve her an her şeyin değişebileceği bir oyundur. Siyah ve Beyaz hep değişir önemli olan tek bir noktaya odaklanmamak. Sonuca giden bir yol yoktur. O yolda bir çok seçeneğin sonucu etkileyebileceği bağlantılar vardır. Çocuk bir problemi çözerken bir çok girdiyi göz önünde bulundurmalıdır. Bu oyunun Matematiğe olan katkısını Problemler konusunu işlerken görebilirsiniz.


Kulami Oyunu :  27 ahşap oyun taşı 8x8lik düzenli bir şekilde ya da karışık bir şekilde dizilir. Oyun taşları iki, üç, dört ve altı boşluktan oluşur.
· Oyuncular sıra ile misketlerini taşlardaki boşluklara koyarlar. Ancak aşağıdaki 3 kurala göre taşlar konmalıdır:
1. Misketler rakibin oynadığı misketin yatay veya dikey yönlerindeki herhangi bir yere yerleştirilmelidir.
2. Rakibin misket yerleştirdiği taş üzerine ilk seferde misket yerleştirilemez.
3. Oyuncu bir önceki elde misketini yerleştirdiği taş üzerine bir sonraki elde misketini yerleştiremez. İkinci elden itibaren misketini yerleştirebilir.
· Tüm misketler yerleştirildiğinde ya da yatay ve dikey olarak misket yerleştirilecek yer kalmadığında oyun biter.
· Oyuncular taşları siyah ve kırmızı misket fazlalığına göre alırlar. Aynı sayıda siyah ya da kırmızı misketin olduğu taş sayılmaz. Puanlar delik sayısına göre verilir.


   Matematiğe katkısal bir bakış: Kulami oyunu Stratejik düşünmeyi hesap yapabilmeyi ve dikkati geliştiren özel oyunlardan biridir. Kulami oyununda amaç daha fazla uzunluğa , daha fazla arsaya , daha fazla parsele sahip olabilmektir. Burada çocuk üç boyutu da bir arda düşünürken gizil olarak  Matematiksel hesabının ne kadar çok geliştiğinin ve Matematikteki Uzunluk + Alan Ölçme konusunun öğrenimine ne kadar katkı sunduğunu fark eder.


Pentago Beş Nokta Oyunu : 5 Nokta oyunu, Pentago adıyla da bilinen ve 5 taşı yatay, dikey ya da çapraz olarak yan yana getirmeyi amaçlayan keyifli bir oyundur. İlk bakıldığında kolay görünen bu oyun aslında sanıldığı kadar kolay değildir. Çünkü deliklere taş yerleştirdikten sonra oyun tablasında bulunan küçük 4 tabladan birini çevirmek zorundasınız ve işler yolunda giderken bir anda tersine dönebilir.

   Matematiğe katkısal bir bakış: Bu oyunun düşünmeyi en zorlayıcı kısmı platformlarının dönmesidir. Bu zorlayıcı durumun yanındaki güzel olan kısmı ise bir sonraki adımı düşünebilmek için göz ve beyin ikilisinin dengeli çalışmasıdır. Yani bu oyunda Dönüş , Simetri , Tamamlama çok önemlidir. Bu oyunun Matematikte Dönüşüm Geometrisi konusuna oldukça fazla katkısı vardır.

.
.
.
     Ve daha birçok oyunun…

   Şimdi bütün bu katkıları düşündüğümüzde teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde çocukların yeteneklerini artırmak ve teknolojiye yenik bir birey yerine teknolojiyi doğru kullanan bireyler yetiştirmek daha önemli değil midir ?

-          Zekayı aktif tutan
-          Planlı hareket etme becerisi kazandıran
-          Öngörüyü güçlendiren
-          Unutkanlığa iyi gelen
-          Yeni yetenekler geliştirmeye yönlendiren
-          Konsantrasyonu güçlendiren
-          Araştırmacı yeteneğini geliştiren
-          Sistemli düşünme becerisi kazandıran
-          Disiplinli ve kurallı yaşamayı alışkanlık haline getirten
-          Çözüm üretme ve çok yönlü düşünme becerisini geliştiren
-          *Fermat’tan farklı olarak bir sonraki hamleyi düşündürebilen *
n   nesillerin var olabilmesi için Akıl ve Zeka Oyunlarını biz öğretmenler derslerimize ve konularımıza entegre etmeliyiz. Aksi halde Fermat’ın denkleminde ki gibi n=4 ten sonra 5 in sağlamadığını göremeyen bir neslin sahibi oluruz....






Mutlu Bir İnsan

Mutlu bir insanı gülüşünden tanırsın, Gözlerinde daima huzurun ışığı parlar. Sözleri yumuşak, adımları sakindir. Kendi ritminde akar hep...